Edebiyat Vakti Aşk-ı Niyaz Eyler

24/1/2008 -

Kategori: Sevgi-siir

 

Her nereye ve her nasıl gidiliyorsa;

Her zaman yolcu yolunda gerek !..

 

Hedefini bilse de, bilmese de..

Amacına ulaşsa da, ulaşmasa da..

Gittiği yolun farkına varsa da, varmasa da..

Yolcu yolunda gerek !..

 

Her varlık,

Kendisi için çizilen yolda

Yürümek zorunda...

 

İnsan, hayvan, bitki...

Ve bilinen, bilinmeyen her canlı,

Güneş, ay, yıldızlar..

Ve tüm gezegenler...

Kendi yollarında yürümek zorunda !...

Çünkü yolcu yolunda gerek !...

 

Duruyor gibi gelse de insana,

O duruş bile,

Zaman üzerinde yürüyüş sayılmaz mı ?..

 

Zaman aktığına göre..

Altımızdan her geçen yıl,

Her geçen ay,

Her geçen gün,

Ve her geçen an bile..

Yolculuğumuzdan geride kalan,

Birer gerçek değil mi ?..

 

Şu halde ;

Yolcu yolunda gerek !..

 

*     *     *

 

Bu yolculuktaki başarısızlıkları..

Acıları ve umulmadık sonuçları..

Körü körüne Şansa, ya da Kadere bağlamak,

Ve yolculuğun sorumluluğundan..

Sıyrılmaya çalışmak;

Beyhudedir !..

Gerçeklerden kaçmaktır !..

 

Çünkü;

Zamanın arkasında sürüklenmek değildir bu yolculuk !..

Çünkü hiç kimse,

Zorla sürüklenip,

Zorla götürülmüyor !..

 

Herkes dilediği şeyi düşünebiliyorsa...

İsteklerini, arzularını, hedeflerini..

Ortaya koyabiliyorsa ...

 

Meselâ konuşuyor ve konuşulanları anlayabiliyorsa..

Soruyor ve cevap bekleyebiliyorsa...

Pek çok kararlar alabiliyor,

Ve kararlarını özgürce uygulayabiliyorsa...

Kısaca;

Kendi yolunu seçmekte ve onda yürümekte özgürse...

 

O halde;

Sonuçtan kaçamaz !...

Kendi iradesiyle yaptığı işlerden

Kimseyi sorumlu tutamaz !...

Hatalarını Şansa ya da Kadere yükleyemez !..

 

*     *     *

 

Şu halde her yolcu,

Bir yol seçmelidir kendine..

.

Aklıyla, mantığıyla,

Genel bilgi ve becerisiyle,

Kendisini ve çevresini mutlu edecek,

Bir yol seçmelidir kendine ...

Çünkü yolcu yolunda gerek !...

 

Öyle bir yol seçmeli ki;

Hedefe vardığında,

Eyvah ve keşke’lerle..

Gözyaşlarına boğulmasın !...

 

Öyle bir yol seçmeli ki;

Güvenle, inançla ve ak yüzle

“Bu benim yolum” diyebilsin !...

 

Öyle bir yol seçmeli ki;

Hayatın hiçbir noktasında,

Geri adım atmayı düşünmesin !..

 

Öyle bir yol seçmeli ki kendine;

Bu yolda ona gönül vermiş insanları

Boynu bükük bırakmasın !..

Böylece herkes bilsin ki ;

Yolcu yolunda gerek !...

 

*     *     *

 

Kim olursa olsun,

Herkes yolcudur bu dünyada ...

Asfalt ya da patika..

Düz ya da engebeli...

Temiz ya da dikenli de olsa...

Oh’larla ya da âh’larla da geçilse...

Herkes, yolcusu olduğu yolu

Sonuna kadar geçmek zorundadır !...

Zira dönüşü yoktur bu yolun !...

Çünkü yolcu yolunda gerek !...

 

*     *     *

 

Öyle ise;

Bu zorunlu yolda,

Âh diyerek tökezlemek yerine,

Ooh diyerek ferahlamak gerek !...

 

Kavgalarla, sıkıntılarla..

Asık suratlarla yürümek yerine,

Gülücüklerle

Ve hoş bir sadâ ile yürümek gerek !...

 

Bu ise;

Yürünecek yolu iyi seçmekle olur.

Taşlardan, dikenlerden..

Acılardan, sızılardan

Arındırılmış yolu seçmekle,

Ve o yolda inançla, güvenle yürümekle olur !...

Çünkü yolcu yolunda gerek !...

 

*     *     *

 

O halde;

Aklıyla tüm varlıklardan üstün olan bu yolcunun,

Artık kendine uygun,

Dikensiz yolu seçmesi gerek !...

 

Hangi yolda bulunuyorsa bulunsun;

Başarmak istiyorsa eğer;

Sağlam adımlarla yolunu yürümesi gerek !...

 

Kültürde, ilimde, bilimde...

Ticarette,  siyasette, ziraatta, sanatta...

Durmadan, duraklamadan ve sapmadan,

Hedefe doğru ilerlemesi gerek !...

Çünkü yolcu yolunda gerek !...

 

 

 

 

Mustafa Varlı

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/3/2007 - Hoşçakal....

 

Dayanılmazlığın en demlenmiş saatlerindeyim dilimde sen gönlümde gözyaşımda sen...

Uzun zaman olmuş yüreğimin şehirlerinde yağmursuz kaldırım taşlarını adımlamayalı.

Şimdi huzura inat üşüyorum bu şehirde.

Daha bir yorgun daha bir kederli.

Her şey bir yana da sevdiğim vefasızlığındı beni vuran kış gibi.

Neyi nasıl anlatacağıma fırsat verilmemişti bile...

 

Şimdi bu dünyaya bile fazla geldiğimi düşünürken hak etmediğim acıların derin yaralarında sızlıyorum. Üzerime yıkılan suçsuzluğumun ağırlığı altında ezilirken insanların karanlık bakışlarına hedef olmuşum sebebsiz.

Böyle mi olmalıydı gülüm...bu kadar basit bu kadar kolay...

Bir sürü tevil bir sürü neden bir sürü bahanelerle kırıldı kalemim zalim ellerde.  

Sen sustun hicranım büyüdü...

Şimdi neyin bedeliydi bu sensizliğin bana ödetilen.

Ne yapmıştım(k) ki …

Gidenlerin ardı bitmiyor derlerdi  de haklılarmış….

Söyle sana nasıl anlatayım yüreğimin derin acılarını. Bir ömür boyu hapsolduğum sevdamın zindanlarından sana nasıl sesleneyim.

 

Canımın yangınlarıdır acıyla kıvranıp sonsuzluğa gebe. Bitik bir tümcenin sen hecesinde asılta yaftam. Herkes idamına rey verirken kırdın hayat kalemimi.

Oysa Senin için neleri feda ettiğimi bilemedin... bilemediler.….

 

Bir ilkbahar sevdasında bulmuşken seni kış denen zemheri ayazların zincirlenmiş vakitlerine hapsettiler beni zalimce.. 

 

Yüreğimdeki kor soğukluğu nereye sığdırsam şimdi..

eliflenmiş duygularımın asmalarına tutunup her gece gözlerim buğulanırken isbahın fısıtltısıyla sesleniyorum sana ...

 

Ve hala direniyorum yokluğuna tüm mevsimsizliğime rağmen.

 

 Hala gözlerimde taze kalan bir nem.

Hala söylemekten bıkmadığım hazin bir beste.

 

Sensizliğin  ateş olduğu saatlerin rikkatli iniltileri içerisinde son kez yazıyorum.

Bir sevdanın hiç tutulamamış sözlerinin ertesinde biraz kırık biraz dökük ama bir ayrılığın türküsü ile belki...

 

Oysa gariptir ki hala umudum var....Hala seni çok seviyorum...

Hala....

 

Ruhumu kıskaca alan bu hasretinin acısıyla

Son bir söz

Son bir dokunuş

Son bir bakış ile yüreğimi sana bırakıp gidiyorum.

 Ne bu sevda bu şehrin ağırlığını

Ne de bu şehir sensizliğin acısını taşıyamadı...

 

 Bir başkasına ait olduğun  kahrıyla bu şehirde  nasıl yaşarım.

Saçının bir tek teline ömrümü verecek kadar sevmişken gözlerinin içinde ki başka hayalin tüllendiği bu şehirde nasıl yaparım...

 

Canımdan öte bildiğim  İstanbul'un hasretini de alıp yanıma  kalbimi ruhumu İstanbula bırakıp

gidiyorum….

Bu ayrılığın beni kahredeceğini bile bile....

 

Bu dünyada en büyük umudumdur mutlu olmandır Gülüm...

 

Söylemediklerim içimde hicran sensizlik ağır bir kahır.

Kendine iyi bak...

 

 

Allaha ısmarladık

 

Suha

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/2/2007 -

 

Vefa her kimseden kim istedim ondan cefa gördüm

Kimi kim bîvefa dünyada gördüm bîvefa gördüm

 

Kime kim derdimi izhar kıldım isteyip derman

Özümden bin beter derd ü belaya mübtela gördüm

 

Son sözümdür üzerime yığılan

Son nefes

Hayatın acılı parke taşlarında yürürken adım adım

Son tebessümüm bu bıraktığım

Son bakış

 

Edebiyat Vakti Olarak...

 

Sitemizin sıcak sarnıçlarına gelipte çardağımızda bir nefes yudumlayıp,

bir bardak çayımızı tüm kardeşlerimize ilgi ve alakalarından dolayı

teşekkürlerimizi sunarken, bizimle gülen bizimle ağlayan

 bir kardeşliğin ayrılık hicranıyla paylaşıyoruz yazılarımızı…

 

Ümidimiz odur ki

 

 Her bir başlangıcı sonu her yırtılan sayfanın bir nedeni ve bedeli vardır.

 Tüm nedenleri ve niçinleri

kendimizle birlikte yüreğimizin en karanlık dehlizlerine  saklayıp

sizlere merhaba…

 

Selam ve Dua İle

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/2/2007 -

 

Dayanılmazlığın en demlenmiş saatlerinde yazıyorum. Uzun zaman oldu yüreğimin şehirlerinde yağmursuz bir zamanın kaldırım taşlarını adımlamayalı. Şimdi huzura inat üşüyorum bu şehirde. Daha bir yorgun daha bir kederli. Her şey bir yana da sevdiğim vefasızlığındı beni vuran kış gibi. Neyi nasıl anlatacağıma fırsat verilmemişti oysa.

 

Şimdi bu dünyaya bile fazla geldiğimi düşünürken hak etmediğim acıların derin yaralarında sızlıyorum. Üzerime yıkılan suçsuzluğumun ağırlığı altında ezilirken insanların karanlık bakışlarına hedef oldum sebebsiz. Bir sürü tevil bir sürü neden bir sürü bahanelerle kırıldı kalemim zalim ellerde.

 

Ben bu fırtınalı denizde senin mücadeleni verirken gemiden ilk ayrılanın sen olacağını da düşünmemiştim hiç.  Sen sustun hicranım büyüdü sen sustun başkaları konuştu. Şimdi neyin bedelidir bana ödettiğin. Ne yapmıştım ki sana… Giden sendin, mücadele etmeyen sen. Söyle sana nasıl anlatayım yüreğimin derin acılarını. Bir ömür boyu hapsolduğum sevdamın zindanlarından sana nasıl sesleneyim.

 

Canımın yangınlarıdır acıyla kıvranıp sonsuzluğa gebe. Bitik bir tümcenin sen hecesinde asılta yaftam. Herkes idamına rey verirken sen kırdın hayat kalemimi. Senin için neleri feda ettiğimi bilemedin. Hiç bilemeyeceksin….Bir ilkbahar sevdasında bulmuşken seni kış denen zemheri ayazların zincirlenmiş vakitlerine hapsettin.  

 

 

Yüreğimdeki kor soğukluğu nereye sığdırsam eliflenmiş duygularımın asmalarına tutunup Her gece gözlerim buğulanırken isbahın fısıtltısıyla sesleniyorum sana Ve hala direniyorum yokluğuna tüm mevsimsizliğime rağmen. Çağıl çağıl akan nehirlerin hıçkırırcasına yağan yağmurların en hızlı takipçisi oldu gözlerim. Hala gözlerimde taze kalan bir nem. Hala söylemekten bıkmadığım hazin bir beste.

 

Anlamadığın...

 

suha

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2007 -

 

Zalım poyraz gıcım gıcım gıcılar
Yüreğime düştü koygun acılar
Su yolunda suya giden bacılar
Bacılar içinde yarim var benim de dostum var benim

Emirdağ’la şu Urfa’nın arası
Emirdağ’ın ardı seldir sıra sıra seldir sırası
Muradımı alamadım dünyada
Onulmaz bu yüreğimin yarası aman yarası

 

gülay 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2007 -

 

Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
Hatırına düşeceğim belki
Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
Sonra sıcak yatağında
Uzun uzun ağllayacaksın.
Ağlayacak!

Boğazında bir şeyler düğümlenecek
Ah yanımda olsaydı diyeceksin
Tüm yıldızlar gülecek haline
Ay da göz kırpacak
İliklerine işleyecek bensizlik.
Kahrolacaksın...!

Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
Ufku seyredeceksin saatlerce
Bir rüzgâr kopçalayacak yüzünü
Sonra hayalim gelecek karşına
Bir şiirimi mırıldanacaksın
Hıçkıracaksın..!

Gönlünden atamadığın gibi
Kafandan da silemeyeceksin beni
Düşlerine gireceğim her gece
İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü
Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
Anlayacaksın..!

Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
Kafan gibi kalemin de işlemeyecek
Unutmak isteyeceksin her şeyi
Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
Kıvranacaksın!

 

necip fazıl

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/2/2007 -

 

Gönlümün Mahzeninde Sana Sevda Türküleri

kabulumdur seni sevmenin bedeliyse ölüm
ama
sevgiye kurşun sıkılmaz ki ah gülüm

gecenin koynundaki öksüz çocuk gibi
karanlıklardan korkarım ben
gözlerini alma gözlerimden
yarınlarımı elimden
tutunacak dalım olmalı
yenilmemek için hayata

sensiz akar giderim hüzün deresinde
suç sevmenin neresinde
kendinle gurur duymalısın sevmişsem seni
suçlama kendini ya da beni
sana sevda türküleri gönlümün mahzeninde

ikimize de en doğrusunu zaman gösterecek
senin memleketim gibi güzel yüreğin
duygularını vurduğun zincirleri kıracak
sevgime mi koşacak
yoksa anlamsız korkularda
yine sevgi mi yenilecek
bana sorarsan tabuların sevgimi(zi) n önünde eğilecek
ve yarınlar bize gülecek

elbet sevgiyede uğrar hayatın yolu
koparıp yalnızlığına atma
hayatın dalından sana eğilen kırmızı gülü
korkma gül kanatmaz ki hiç bir gönülü
istersen kurumuş gül yaprakları gibi biriktir zulanda
sana ayırdığım ömürü

yaralı bir güvercinim kipriğinde
avcı mı olacaksın sevgime
dudaklarıma yakışır sevda türküleri
dokun yüreğimin tellerine
mutlulukistanı vereyim ellerine

avucunda bir gelincik gibi büyütür seni bu şair
bütün güzellikleri sığdırır hasretine
mendilliğe uzatır yüreğini ağlayan memleketine
her şeyini sevdiğine
ama acıları ayırır kendine
her rengini büyütür sevginin
dünyayı mutluluğa boyamasını da bilir
bir serçenin kanadında
ya da senin susarken de konuşan gözlerinde
örselenmiş sevda bırakmaz ardında
hiç bir sevgide mutlu olamasın
mutlu olacağın kadar bu şairin sevgisinde
sana sevda türküleri gönlümün mahzeninde

yaralıyım ama
anasından kopmak istemeyen çocuk gibi sarılırım yaşama
şimdiye kadar aldığım tek güzel yara
senden gelen her şey güzeldir bana

güzelliğin sevdamda konuşur
sol yanım kurşun yedi
ömrümün kalanı üşür
belki de yüreğin aşkımı bölüşür
hiç olmasa kanadığın anda dinle
anahtarı sende
gönlümün mahzenide sana sevda türküleri

say ki sen bir yıldızsın gökyüzünde
ben
ömrünü harcamayı göze almış bir aşığım
o yıldızın peşinde

biliyorsun söküp atamayacağın
bir tohumdur sevgim
yüreğinde günden güne büyüyecek
ve yarınlar bize gülecek

Kamil Aydemir
Sustum!
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime
kimse duymuyor... 

Sustum!
bin ah sürüp dudaklarıma
Sustum!
sustu benimle deniz,
sustu deli dalgalar, sustu martılar...
umutlarımı sarıp rüzgarlara
uzaklara savuruyorum her gece
yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne
kimse görmüyor... 

Sustum!
tam acılarımı haykıracaktım ki,
sustum
bir çığlık kanıyor demedim,
en derininde yüreğimin...
sustum!
içimdeki volkanları boğarak
açmadım yüreğimi kimselere
hançeri sadece kendime sapladım
sapladım ve sustum!
hüznü yüzümde,
acıları gözlerimde toplayarak... 

Sustum!
sustu dudağımdaki şarkı,
gözlerimdeki şiir
yaraları yalayan rüzgar
sokaklarında kahrolduğum şehir
gözlerim konuşuyor yalnız! 

Saçı ağarmış hayaller
nemli kirpiklerle
bulutlandığında gözlerim
gökte şimşek olup çakıyorum
kimse görmüyor... 

Sustum!
tuz basıp yaralarıma!
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi
yaslanıp yalnızlığın duvarına
gül döküp kalabalıklara her gece
kimsesiz geziyorum gönül ülkemi
kimse bilmiyor... 

Sustum!
tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum
sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
acılar konuşuyor şimdi yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir
atıyorum uçurumlardan
kimse görmüyor 

Ne zaman
dudaklarından öpmeye kalksam hayatı
saçlarını koklasam rüzgarların
içimde incecik bir sevgi ürperiyor
sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme
gelmiyor beklediğim bahar
yaralar merhem tutmuyor
gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara
kimse silmiyor
yağmur dinmiyor
sevdiğim bilmiyor 

Sustum!
sustu benimle sarı sabır,
sustu hasret, sustu zaman
yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata
kimse duymuyor 

Sustum!
İçimdeki dalgalar kabardıkça volkanlar gibi
sustum
sustu dudağımdaki şiir
gözlerimdeki nehir
gönlümdeki yara
bulutlar haykırdı isyanımı
şimşekler haykırdı
sadece ben duydum
sadece ben 

Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat
ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi
yaralar merhem tutmuyor
geceler avutmuyor
ben sustum
acılarım konuşuyor yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor 

Ben sustum!
susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
pencereme vuran yağmur damlaları
susmuyor inleyen rüzgar
bahar gelmiyor
kuşlar sevinmiyor
yıldızlar küs
ay üzgün
güneş doğmuyor
acı dinmiyor
içimde binlerce şiir kanıyor her gece
kimse bilmiyor
kimse duymuyor 

sustum!
sustu benimle sarı sabır, sustu hasret,
sustu hayat, sustu zaman
acılar konuşuyor yalnız
acılarım konuşuyor
kimse duymuyor...
duymuyor...
duymu...
duy...

 

hüzünlü sultan

 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/1/2007 -

 

Sensiz yaşayabileceğimi mi sanıyorsun

Bu acıyı taşıyabileceğimi mi

Sende haklısın

İşte Gidiyorum

Hep git dediler hayatım boyunca

 gidiyorum

kimsesizliğimi de alıp

yorgun hayatımı ötelere salıp

gidiyorum

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/1/2007 -

 

Sadakatin suç sayıldığı zalim bir dünyada benim işim ne

Ben kendimden vazgeçmişim sevdam için

Sense sırtından hançerliyorsun sevgimin

Şimdi mutlu ol

Mutlu olsunlar gönlümü inciten tüm eller

Cennet verilecek ya

Cümlenize

Allah'ın elbet bir vaadi var

Ben giderim

Hiddetim

ve

Bu dünya

İçindekilerle beraber size kalır

 

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/1/2007 -

 

 Hiç bu kadar çaresiz olduğumu hissetmemiştim

Öğrendiğim en büyük acıymış meğer

Yüreğimin en kesif noktalarını yırtıyor duygularımın hüznü

Yoksun

Şimdi sonu bilinmez bir yolda savruluyorum

Zülüflerimde esen rüzgarın buğusuyla İstanbul’a bakıyorum

Yorgunum bezginim üşüyorum

Sensiz kimsesizim

Sensiz çaresiz

Hergün daha bir acıyor yüreğim

Hergün yaşamın ince çizgisi daha belirginsizleşiyor

Buğu gözlerimden geriye kalan hiçbir şeyim yok duygularımı ifade eden

Gittin

Kızamadım sana kızamazdım çok seviyorsamda sadece boyun büküp susardım

Hani gidiyorsun ya hep bir ümidin pençesinde korkuyla yüzleşiyor yüreğim

Dönmeyecekmisin sahi

Gelmeyecekmişin

Ağlayan şu kalbime olmayacakmısın teselli

Zalim ellerin avuçlarında sökün etmiş sevdam

Kin dolu bakışların yıkılası makumiyyetine esir edildi gönlüm

Suçum neydi

Hiç bilemedim

Yine iç çekişmelerimle bakıyorum gökyüzüne

Biraz sitemli

Biraz da kederli

 

SUHA 

 

 

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Biz burada o münasebeti sükût geçerek, edebiyat sözcüğünden anladığımız mânâya kapı aralama ölçüsünde küçük bir menfez açmak istiyoruz.Edebi mülahazalar ile işlenen nâzım ya da naşir, kelime zenginliği, ifade mûsikîsi ve üs asâletiyle her zaman bir gaye, bir mazmun etrafında canlı-cansız söz ve sözcükleri harekete geçirerek, bunlardan bir beyan âbidesi kurmaktır hedefimiz... M.F.G

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

Kategoriler

  • islam
  • Sevgi-Deneme
  • Sevgi-siir
  • Arkadaşlarım

    kiriktesti
    DolunayVakti
    bilinmezlik
    mercandede
    dostlukrehberi
    bilgince
    AeroZeppelin
    makbervuslat
    iskenderpala
    YitikDuslerim
    sabaruzgari
    SkyQuakes
    gokcu
    cile
    Edebsart
    edebiyat
    ukba
    nurdanhaleler
    beyzam35
    maviyanim
    Reddiyeci
    babulmencen
    serhendi
    sevgidamlalari
    eskiten
    esin
    vuslatsevdasi
    PapatyaDiyari
    eskalud
    HayalMavisi
    elki
    tozlu
    dreamname
    ezheran
    ahha
    mevlevi
    kutludogum
    Damlalar
    ahsennur
    kafdagi
    nuveyba17
    hgemci
    hatto
    visal
    LeyL
    gazikemal
    mihmanhane
    temkur
    asenaezgi
    FATIMA
    HerHazanSensiz
    teslimiyet
    sadiyka
    rumuzsehadet
    gullerinefendisi
    Hancer
    eroman
    tukan
    kalbiminsesi
    yunusum
    mnz
    busra359
    mukaeynir
    PapatyaDiyariHikaye
    adigebatur
    gevezedekim
    SILAYAR
    ipekmarti
    grandpardi
    erhanemregulec
    onderburak12
    umutakgun
    hazanseli
    koyumavili
    Merchandiser
    mturab
    umutay
    ebrar06
    acilarparkim
    tahtakulube
    annemyok
    1984nilufer
    sonsuzlukkervani
    edipozan
    aygul
    eglenceveyasam
    birlikteyiz
    kursunasitem
    elifs
    dosya
    eczaci61
    hazerfan
    TheLostHighway
    beyazleke
    sonbahar
    senasevde
    faruki
    Whitetulip
    suheda66
    abuhayat
    yanlizlikbenimadim
    sengidince
    dardayim
    elit41
    habervakti
    sandaldergisi
    yasamadair
    dal
    mincinos
    Cemregumus
    muratkurt
    halkaliimkbmesleklisesi
    Vaktimesk
    zine
    aycanca
    nedensude
    mavidiyar
    melikeberker
    masumyagmurlar
    sessizyusuf
    yavuzalp
    yusufahmed
    kitabooku
    KADIMELIF
    palestine
    mimarsami
    berguzar
    filizsarihan
    nuveyba
    hvvnr2000
    gulsima
    Suedaca
    mucahid23
    mavisoluk
    mariyya
    ahfa
    ilkayoguzhan
    ayallahim
    sis
    seblaninsitesi
    DELALEDILEMIN
    HAYALAYNA
    yomer12
    awaris
    aybikekarciga
    berrinsulari
    istanbulagliyor
    DaMLaLaRaLTiNDa
    filiz57
    meslina
    nergisnil
    yalnizlikiklimi
    bulaniksu
    tarik61
    pinar
    HandanGokcek2
    kaylule
    neslinursema1
    OmerEkinciMicingirt
    BESMELE
    HuzunVakti
    edaesma
    Hobilendik
    hakanilhankurt
    dogusundogusu
    karcai
    mehmettturkmen
    albay34
    glhn74
    suzu
    yagmurtuana
    fizank
    arazaxirelcinellersadolur
    benyamin0401
    hakdilaram
    vaktivisal
    dilsizmutercim
    barisan
    mavikalemler
    nurBOZKURT
    BebekSagligi
    edebiebedi
    HealthCare
    mahirane
    hiclal
    hayrunnisa97
    birdiyar
    bizimada
    hkunlu
    hiramusta
    edebiyatfelsefe
    kitapnehri
    chamdali
    kitapvakti
    siirdeCan