Edebiyat Vakti Aşk-ı Niyaz Eyler

24/1/2008 -

Kategori: Sevgi-siir

 

Her nereye ve her nasıl gidiliyorsa;

Her zaman yolcu yolunda gerek !..

 

Hedefini bilse de, bilmese de..

Amacına ulaşsa da, ulaşmasa da..

Gittiği yolun farkına varsa da, varmasa da..

Yolcu yolunda gerek !..

 

Her varlık,

Kendisi için çizilen yolda

Yürümek zorunda...

 

İnsan, hayvan, bitki...

Ve bilinen, bilinmeyen her canlı,

Güneş, ay, yıldızlar..

Ve tüm gezegenler...

Kendi yollarında yürümek zorunda !...

Çünkü yolcu yolunda gerek !...

 

Duruyor gibi gelse de insana,

O duruş bile,

Zaman üzerinde yürüyüş sayılmaz mı ?..

 

Zaman aktığına göre..

Altımızdan her geçen yıl,

Her geçen ay,

Her geçen gün,

Ve her geçen an bile..

Yolculuğumuzdan geride kalan,

Birer gerçek değil mi ?..

 

Şu halde ;

Yolcu yolunda gerek !..

 

*     *     *

 

Bu yolculuktaki başarısızlıkları..

Acıları ve umulmadık sonuçları..

Körü körüne Şansa, ya da Kadere bağlamak,

Ve yolculuğun sorumluluğundan..

Sıyrılmaya çalışmak;

Beyhudedir !..

Gerçeklerden kaçmaktır !..

 

Çünkü;

Zamanın arkasında sürüklenmek değildir bu yolculuk !..

Çünkü hiç kimse,

Zorla sürüklenip,

Zorla götürülmüyor !..

 

Herkes dilediği şeyi düşünebiliyorsa...

İsteklerini, arzularını, hedeflerini..

Ortaya koyabiliyorsa ...

 

Meselâ konuşuyor ve konuşulanları anlayabiliyorsa..

Soruyor ve cevap bekleyebiliyorsa...

Pek çok kararlar alabiliyor,

Ve kararlarını özgürce uygulayabiliyorsa...

Kısaca;

Kendi yolunu seçmekte ve onda yürümekte özgürse...

 

O halde;

Sonuçtan kaçamaz !...

Kendi iradesiyle yaptığı işlerden

Kimseyi sorumlu tutamaz !...

Hatalarını Şansa ya da Kadere yükleyemez !..

 

*     *     *

 

Şu halde her yolcu,

Bir yol seçmelidir kendine..

.

Aklıyla, mantığıyla,

Genel bilgi ve becerisiyle,

Kendisini ve çevresini mutlu edecek,

Bir yol seçmelidir kendine ...

Çünkü yolcu yolunda gerek !...

 

Öyle bir yol seçmeli ki;

Hedefe vardığında,

Eyvah ve keşke’lerle..

Gözyaşlarına boğulmasın !...

 

Öyle bir yol seçmeli ki;

Güvenle, inançla ve ak yüzle

“Bu benim yolum” diyebilsin !...

 

Öyle bir yol seçmeli ki;

Hayatın hiçbir noktasında,

Geri adım atmayı düşünmesin !..

 

Öyle bir yol seçmeli ki kendine;

Bu yolda ona gönül vermiş insanları

Boynu bükük bırakmasın !..

Böylece herkes bilsin ki ;

Yolcu yolunda gerek !...

 

*     *     *

 

Kim olursa olsun,

Herkes yolcudur bu dünyada ...

Asfalt ya da patika..

Düz ya da engebeli...

Temiz ya da dikenli de olsa...

Oh’larla ya da âh’larla da geçilse...

Herkes, yolcusu olduğu yolu

Sonuna kadar geçmek zorundadır !...

Zira dönüşü yoktur bu yolun !...

Çünkü yolcu yolunda gerek !...

 

*     *     *

 

Öyle ise;

Bu zorunlu yolda,

Âh diyerek tökezlemek yerine,

Ooh diyerek ferahlamak gerek !...

 

Kavgalarla, sıkıntılarla..

Asık suratlarla yürümek yerine,

Gülücüklerle

Ve hoş bir sadâ ile yürümek gerek !...

 

Bu ise;

Yürünecek yolu iyi seçmekle olur.

Taşlardan, dikenlerden..

Acılardan, sızılardan

Arındırılmış yolu seçmekle,

Ve o yolda inançla, güvenle yürümekle olur !...

Çünkü yolcu yolunda gerek !...

 

*     *     *

 

O halde;

Aklıyla tüm varlıklardan üstün olan bu yolcunun,

Artık kendine uygun,

Dikensiz yolu seçmesi gerek !...

 

Hangi yolda bulunuyorsa bulunsun;

Başarmak istiyorsa eğer;

Sağlam adımlarla yolunu yürümesi gerek !...

 

Kültürde, ilimde, bilimde...

Ticarette,  siyasette, ziraatta, sanatta...

Durmadan, duraklamadan ve sapmadan,

Hedefe doğru ilerlemesi gerek !...

Çünkü yolcu yolunda gerek !...

 

 

 

 

Mustafa Varlı

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/3/2007 - Hoşçakal....

 

Dayanılmazlığın en demlenmiş saatlerindeyim dilimde sen gönlümde gözyaşımda sen...

Uzun zaman olmuş yüreğimin şehirlerinde yağmursuz kaldırım taşlarını adımlamayalı.

Şimdi huzura inat üşüyorum bu şehirde.

Daha bir yorgun daha bir kederli.

Her şey bir yana da sevdiğim vefasızlığındı beni vuran kış gibi.

Neyi nasıl anlatacağıma fırsat verilmemişti bile...

 

Şimdi bu dünyaya bile fazla geldiğimi düşünürken hak etmediğim acıların derin yaralarında sızlıyorum. Üzerime yıkılan suçsuzluğumun ağırlığı altında ezilirken insanların karanlık bakışlarına hedef olmuşum sebebsiz.

Böyle mi olmalıydı gülüm...bu kadar basit bu kadar kolay...

Bir sürü tevil bir sürü neden bir sürü bahanelerle kırıldı kalemim zalim ellerde.  

Sen sustun hicranım büyüdü...

Şimdi neyin bedeliydi bu sensizliğin bana ödetilen.

Ne yapmıştım(k) ki …

Gidenlerin ardı bitmiyor derlerdi  de haklılarmış….

Söyle sana nasıl anlatayım yüreğimin derin acılarını. Bir ömür boyu hapsolduğum sevdamın zindanlarından sana nasıl sesleneyim.

 

Canımın yangınlarıdır acıyla kıvranıp sonsuzluğa gebe. Bitik bir tümcenin sen hecesinde asılta yaftam. Herkes idamına rey verirken kırdın hayat kalemimi.

Oysa Senin için neleri feda ettiğimi bilemedin... bilemediler.….

 

Bir ilkbahar sevdasında bulmuşken seni kış denen zemheri ayazların zincirlenmiş vakitlerine hapsettiler beni zalimce.. 

 

Yüreğimdeki kor soğukluğu nereye sığdırsam şimdi..

eliflenmiş duygularımın asmalarına tutunup her gece gözlerim buğulanırken isbahın fısıtltısıyla sesleniyorum sana ...

 

Ve hala direniyorum yokluğuna tüm mevsimsizliğime rağmen.

 

 Hala gözlerimde taze kalan bir nem.

Hala söylemekten bıkmadığım hazin bir beste.

 

Sensizliğin  ateş olduğu saatlerin rikkatli iniltileri içerisinde son kez yazıyorum.

Bir sevdanın hiç tutulamamış sözlerinin ertesinde biraz kırık biraz dökük ama bir ayrılığın türküsü ile belki...

 

Oysa gariptir ki hala umudum var....Hala seni çok seviyorum...

Hala....

 

Ruhumu kıskaca alan bu hasretinin acısıyla

Son bir söz

Son bir dokunuş

Son bir bakış ile yüreğimi sana bırakıp gidiyorum.

 Ne bu sevda bu şehrin ağırlığını

Ne de bu şehir sensizliğin acısını taşıyamadı...

 

 Bir başkasına ait olduğun  kahrıyla bu şehirde  nasıl yaşarım.

Saçının bir tek teline ömrümü verecek kadar sevmişken gözlerinin içinde ki başka hayalin tüllendiği bu şehirde nasıl yaparım...

 

Canımdan öte bildiğim  İstanbul'un hasretini de alıp yanıma  kalbimi ruhumu İstanbula bırakıp

gidiyorum….

Bu ayrılığın beni kahredeceğini bile bile....

 

Bu dünyada en büyük umudumdur mutlu olmandır Gülüm...

 

Söylemediklerim içimde hicran sensizlik ağır bir kahır.

Kendine iyi bak...

 

 

Allaha ısmarladık

 

Suha

Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Biz burada o münasebeti sükût geçerek, edebiyat sözcüğünden anladığımız mânâya kapı aralama ölçüsünde küçük bir menfez açmak istiyoruz.Edebi mülahazalar ile işlenen nâzım ya da naşir, kelime zenginliği, ifade mûsikîsi ve üs asâletiyle her zaman bir gaye, bir mazmun etrafında canlı-cansız söz ve sözcükleri harekete geçirerek, bunlardan bir beyan âbidesi kurmaktır hedefimiz... M.F.G

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

hazerfan
ahha
esin
mucahid23
elki
sadiyka
yunusum
bilinmezlik
hatto
fatima
vuslatsevdasi
umutay
zine
ahsennur
dolunayvakti
nurdanhaleler
yasamadair
birlikteyiz
edipozan
leyl
papatyadiyari
hayalmavisi
mercandede
suedaca
hgemci
asenaezgi
onderburak12
dostlukrehberi
rumuzsehadet
abuhayat
1984nilufer
kafdagi
dal
nedensude
serhendi
berguzar
beyzam35
annemyok
beyazleke
mimarsami
faruk ertekin
sengidince
sevgidamlalari
eroman
sessizyusuf
Merc. Han.
mihmanhane
ukba
nuveyba17
kutludogum
ezheran
aydın aydın
teslimiyet
gazikemal
visal
filizsarihan
kiriktesti
kursunasitem
sabaruzgari
kalbiminsesi
yanlizlikbenimadim
melikeberker
tahtakulube
hazanseli
busra359
gokcu
silayar
masumyagmurlar
papatyadiyarihikaye
maviyanim
mturab
umutakgun
gevezedekim
cile
elifs
acilarparkim
gulsima
hvvnr2000
aerozeppelin
senasevde
sandaldergisi
mavidiyar
yavuzalp
yusufahmed

Salı, Haziran 3, 2008 -Kategori: Kurtlar Vadisi Pusu